top of page

Üniversite Hayatı Boyunca Cemiyet-Ferdiyet Dengesini Koruyabilmek Üzerine...

Her tecrübe şahsidir. Ancak belli tehditler, zorluklar karşısında birbirimize hatırlatma yapmanın, güncel sorunlar ve meseleler karşısında müşterek düşünce pratiği gerçekleştirmenin faydalı olduğu aşikardır. Bu yazı, yazan kişinin tecrübelerini ve tespitlerini tebcil etme niyetinde olmayıp, belli imkânlar, sorunlar, fırsatlar ve tehditler karşısında ortak düşünmeye davet etme niyetindedir.


Gündelik hayatımızda birçok sosyal uyaranın etkisiyle karşı karşıyayız. Hayatın tercihlerden ibaret olduğunu düşündüğümüzde her bir tercihimizin hayat yolculuğumuzun yönünü, dolayısıyla niteliğini belirlediğini düşünebiliriz. Özellikle üniversite hayatımız boyunca bizi entelektüel, ahlaki, edebi, dini hususlarda besleyebilecek tercihlerde bulunmamız hayati önem arz ediyor. Cemiyet hayatı ve ferdiyet arasındaki dengeyi iyi bir şekilde muhafaza edebilmek sosyal bir varlık olan bizi başarıya ulaştıracaktır.



Özellikle üniversite eğitimimizi sürdürdüğümüz zaman dilimi içerisinde, bulunduğumuz şehrin sunduğu çeşitli imkanları ve fırsatları değerlendirmenin faydalı bir eylem olduğu ifade edilebilir. Bunlara örnek vermek gerekirse:


● Üniversite eğitimi süresince sivil eğitim programlarında yer almak,

● Üniversitelerde sosyalleşme, ortak iş yürütebilme ve çıktılar elde etme becerileri kazandıracak öğrenci inisiyatifleri içerisinde rol almak,

● Akademik yahut profesyonel çalışma tecrübemizi geliştirecek staj çalışmalarında yer almak,

● Bir danışmana, aynı zamanda size başvuran bir danışana sahip olmak,

● Üniversite okunan şehirdeki sosyal dokuyu tanımak, özümsemek amacıyla o şehirdeki kültür sanat etkinliklerine katılmak,

● Etnografya müzeleri, arkeoloji müzeleri, sanat galerileri, bienaller, konserler, antika/kitap mezatları, sergilere katılmak,

● Şehrin gün görmüş, edip, hâl ehli şahsiyetlerinin konuşmalarına, konferanslarına, sohbetlerine iştirak etmek,

● Sosyal yardım faaliyetlerine katılmak vb.


Tüm bu faaliyetlere katılırken unutmamamız gereken bir husus söz konusudur: Birincil sorumluluklarımızı göz ardı etmemek ve bu yükümlülüklerimizi mütemadiyen gündemimizde tutmaktır. Örnekle ifade etmek gerekirse; farklı bir şehirde yaşıyorsak, eğitim temel meselemiz ise, öğrencilik vazifelerimize öncelik vermeye özen göstermeliyiz.


Cemiyetin sağladığı fayda, dayanışma, yardımlaşma, tecrübe aktarımı, danışma; sosyal, ekonomik, kültürel zenginlik aktarımı sağlamasıyla kişisel gelişimimiz için önemli görülmektedir. Bireysel olarak yapacağımız işler yoğunlaşmayı gerektirmektedir. Bugün üniversiteli birçok öğrencinin temel sorumluluklarını unutup, bireysel olarak sebatla sürdürmesi gereken işlerden uzaklaşıp toplumsal olana sarılması, mesuliyetlerinin tehir edilmesine, önceliklerin değişiminin kişinin hedeflerinin rotasının değişmesine neden olabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, insan tek boyutlu değildir. Saydığımız bu iki yanın da beslenmesi gerektiği gerçektir. Ancak buradaki terazinin bir kefesi daha ağır bastığı takdirde diğer kefede eksiklikler ortaya çıkacaktır. Bu tür aktivitelerin bizlerin temel vazifelerini destekleyecek mahiyette olması gerektiği unutulmamalıdır. Ehemmiyet arz eden sorumluluklarımızdan kaçtığımız sürece bunların bir kartopu gibi büyüyerek ilerleyen zamanlarda daha maliyetli zararlara sebebiyet vereceği aşikârdır.


Bu metinde gündeme getirdiğimiz sebepler dikkate alındığında derneklerin, vakıfların, kurum aidiyetinin amaç haline getirilmemesi gerektiği, bu kurumların esas amacının bizlerin gelişimlerine olanaklar sunması gerektiği hatırlanmalıdır. Ancak bu bilinç ile hareket edildiğinde sosyal tercihlerimizde seçici olabilir, vaktimizi bereketli geçirebilir, odaklanmamız gereken sorumluluklarımıza daha nitelikli olarak odaklanabiliriz. Unutulmamalıdır ki, başarı odaklanmak, odaklanmak ise sebat gerektirir. Doğru bir çalışma planına sabır ile sadık kalındığı takdirde başarı kaçınılmaz olacaktır.

115 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

댓글


bottom of page